Anayasa Mahkemesi’nin 2013/2516 Numaralı Kararı

Kesinleşen mahkumiyet kararının kaldırılarak yeniden yargılama, AİHM’nin ihlal kararına rağmen mahkumiyet verilmesi, müdafi hazır olmadan kolluk tarafından alınan ifadenin hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı, hüküm kurulurken işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ile toplanan delillere dayanılmasının hakkaniyete uygun yargılama hakkı ile bağdaşmamayacağı:

Başvuru, işkence sonucu elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvurucu gözaltında olduğu sırada ağır işkence gördüğünü ve bunun doktor raporuyla kanıtlandığını belirterek şikayetler yapmıştır. Kolluk hakkında açılan davada yerel mahkeme işkencecileri önce beraat ettirmiş ise de Yargıtay “işkence ispatlanmıştır, ceza verilsin” diyerek dosyayı bozmuş ama uzatılan yargılamada neticede zamanaşımı kararı verilmiştir. Bu şekilde failler cezasız bırakılmıştır. Bu süre içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuru kabul edilmiş, hem işkence nedeni ile hem de buna dayalı hüküm kurulması nedeni ile ihlal kararı verilmiştir. Bu karara rağmen rağmen başvurucuya mahkumiyet kararı verilmiş ve karar da kesinleşmiştir.

Anayasa Mahkemesi kesinleşen bu mahkumiyetin AİHM, yargıtay karar gerekçesi ve raporlara göre işkenceyle imzalatılan belgelere ve yasal olmayan arama ve ifadeye dayalı olduğunu kabul ederek “adil yargılama yapılmadığı” nedeni ile ihlal ve yargılamanın yenilenmesi kararı vermiştir.

Anayasa Mahkemesine göre somut olayda başvurucu hakkında kurulan mahkûmiyet kararının gerekçesinde başvurucu aleyhinde beyanda bulunan diğer sanık beyanları, teşhis tutanakları ve aramada ele geçirilen deliller esas alınmıştır. Hükme esas alınan diğer sanık beyanların bir kısmının işkence altında alındığının AİHM tarafından belirlendiği, diğer kısmının ise müdafi hazır olmaksızın soruşturma evresinde alınmış yargılama aşamasında tekrarlanmayan beyanlar olduğu belirtilmiştir. Arama tutanağı da kovuşturma aşamasında işkence altında imzalandığı gerekçesiyle sanıklarca kabul edilmemiştir. Arama usulüne uygun olarak ta yapılmamıştır. Somut olayda, mahkûmiyete esas alınan delillerdeki hukuka aykırılıkların bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediğini, bu sebeplerle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir

AYM kararında birden fazla hukuka aykırı delil elde etme yönteminin söz konusu olduğu görülmektedir. Buna göre başvuru konusu olayda sanıkların bir kısmının ifadeleri işkence ve kötü muamele yoluyla alınmış, diğer sanıkların ifadelerin soruşturma sürecinde avukat bulundurulmaksızın tespit edilmiş ve mahkeme huzurunda doğrulanmamıştır. Ayrıca, sanıklar hakkındaki adli arama usulüne uygun şekilde yapılmamış ve sanıklar, arama tutanağını işkence altında imzaladıklarını mahkeme sürecinde öne sürerek reddetmişlerdir.

AYM kararı sonrasında başvuru üzerine yeniden yargılama yapılmış, müvekkilimiz uzun yıllar sonra beraat etmiştir. Beraat kararı kesinleştikten sonra açılan haksız tutuklama sebebi ile tazminat davasında sembolik miktarda da olsa tazminat davası da lehine sonuçlanmıştır. Bu şekilde sabıkasındaki kayıt da başvurumuz ile silinmiştir.


İlgili AİHM Kararına buradan ulaşabilirsiniz.

AYM Kararı

Atıf Yapılan Bazı Makaleler: [1]